Keneler 11-12 mm boyutunda olup insan, koyun, kedi, köpek, domuz ve deve gibi canlıların
kanlarını emerek beslenir. Yeterince kan emip iyice şiştikten sonra yapıştığı canlıyı terk eder. Taaki emdiği
kanı tüketinceye kadar çalılık ve otlaklıklarda gezinir ve ardından yeniden kan emmek için arayışa çıkar.
Kenelerin 989 türü olduğu ve bunların hepsinin
ölümcül virüs taşımadığı bilim adamları tarafından doğrulanmıştır. Ancak zararlı ve ölümcül olan
keneler insanlara ve hayvanlara
Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi hastalığına sebep olan
virüsü bulaştırabilir.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Karşısında Kimler Tehdit AltındadırKırsal kesimde yaşayanlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ve mesleği gereği mezbaha, veteriner gibi hayvanlarla uğraşanlar kene tehdidine karşı önlem almaları gerekir.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı ve Mikrobu Yayan Virüs
Bu hastalık ilk defa 2. Dünya savaşında 200 kadar Rus askerinde görülür ancak tam olarak teşhis edilemez. Ardından Kırım ‘da da aynı
virüs mikrobuna da rastlanınca hastalığın adına “
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” adı verilir.
Virüs hayvanlara zarar vermemekle beraber
insanlara bulaşması durumunda ne yazık ki ölümcül olabilmektedir.
Kene insanlara yapıştıktan sonra şişinceye kadar kan emer ve kan ememeyecek duruma geldiğinde kendisini bırakır. Ancak bu bırakma sırasında insanın kanına bir sıvı salgılar. İşte bu sıvı ile berber virüs kişilere bulaşır ve ölümcül tehlikeyi de beraberinde getirir.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı virüsü yalnızca insanlarda hastalık yapar. Bağışıklık sistemi ve damar hücrelerine saldıran
Kene virüsleri, kendilerine karşı antikor salgılanmasını engeller ve damar hücrelerinde hasara yol açar. Virüs bulaşan her beş kişiden birisinde hastalık görülür.
Kene ısırmasıyla hastalık gelişmesi arasındaki süre, yani kuluçka dönemi 3–7 gün arasındadır. Kuluçka döneminden sonra Kene virüsünün etkileri kendini gösterir.
Kırım Kongo Hastalığının Belirtileri ve Evreleri Nelerdir:
—41 Santigrat dereceye kadar yükselen şiddetli ateş,
— Baş ağrısı,
— Kas ağrıları,
— Baş dönmesi
Ateş ortalama 4–5 gün sürer ve bu belirtilere ek olarak ishal, bulantı ve kusma görülür. Yüz, boyun ve göğüste kızarıklık ve göz iltihapları da diğer belirtilerdir. Genellikle 1–7 gün süren bu dönemden sonra kanamalı dönem başlar.
Kanama, büyük çoğunlukla hastalığın başlamasından sonraki 5–7 gün içinde görülür. Kanamanın şiddetine göre ciltte küçük nokta tarzındaki kızarıklıklar ya da morluklar oluşur. Ağız içi, düş eti ve dudakta kanama görülür ama en sık sindirim sistemi, cinsel organlar, idrar yolları ve solunum yollarında olur.
Hastalığın son dönemi, başlangıcından 10–20 gün sonra olur. Bu dönemde kalp ritminde değişim, geçici saç dökülmesi, solunum güçlüğü, görmede güçlük, işitme ve hafıza kaybı görülebilir.
Kırım Kongo kanamalı ateşinde en belirgin laboratuar bulgusu, trombosit sayısının düşmesidir.
Trombositlerin görevi kanın pıhtılaşmasına sebep olur, bu nedenle trombositlerin vücutta azalması kanamalara yol açar. Beyaz
kan hücrelerinin sayısı da azalır. AST, ALT gibi karaciğer enzimleri yükselir.
Kan değerlerindeki bu aşırı sapmalar, hastalığın kötüye gidişine işaret eder. Eğer hastalık ölümle sonuçlanmazsa, tam kan sayımı ve biyokimya testleri de içinde olmak üzere tüm laboratuar testlerinde elde edilen değerler 5–9 günde normal sınırlara döner.
Hastalık kısa seyirli olduğu için bu tür şikâyetleri uzun süredir olan kişilerde başka hastalıkları da akla getirmek gerekir.
Kırım Kongo virüsüne karşı bedenin geliştirdiği IgM ve IgG antikorları hastalığın başlamasından 7 gün sonra ELİSA ve IFA testleriyle saptanabilir. Hastalığın en kesin ve hızlı teşhisi de “ters transkriptaz-polimeraz zincir reaksiyonu” (RT-PCR) yöntemiyle konulur.